haftasonu maceraları.... :P
*Cumartesi
gecenin kör bir vaktinde çalan telefonumu açtığımda kulağımı çınlatan ses yine fondaydı. "yarın buraya gel yoksa ben oraya gelmem" diye çığırıyordu Hayatımın Aşkı.....bizde napalım elimiz mahkum,emir büyük yerden kalktık gittik :) tabii bir sürü iş beni bekliyormuş meğerse,yine sürdüm ellerimi balilere.bizim Hatununda sınavı varmış.O'nu sınava sorularla boğuşmaya gönderirken,bende (çok masum bir şekilde) alışveriş için Fatih'in yolunu tuttum. (laf aramızda çok eğlenceliydi) sıcaktan bunalmış bir vaziyette son mağazalara girip çıkarken bir telefon daha...benimki arıyo!!! çabuk gel sınavdan çıktım...tabii ben tutuştum,"Özlem Abla n'olur gidelim Pepülüm beni kesecek, O'nu bekletmeye gelmez" dedim ama nerdee.bütün mağazaları bitirdikten sonra otobüsümüze binip, Pepülüme kavuştum.Aşkımın sınavı güzel geçmiş ( neden acaba??? ) neyse zor bi hal geldik eve ama birde ne göreyim geçmiş PC'nin başına,Hatun beni aldatıyo,bide gel bak burda kimler var diyo...AFKURRRR!!!!
sonrasında alemin Kralı, Nuri'nin isim babası bizi almaya geldi ama biz kız olarak herzamanki gibi yapılması gerekeni yaparak çok değil 5-10 dakikacık bekleme odasına aldık kendisini.beklenenin altında bir trafik karşıladı bizi.midemizi altüst etme girişimlerinde bulunmaya başladık ama bizdekide maşallah nasıl bir mideyse herşeyi kaldırıyo.çok uğraştık işkembe çorbası ve lahmacun yemekiçin ama kısmet değilmiş napalım..sonunda sağ salim eve vardık.tabi yolculuk daha bitmedi...hazırlandıktan sonra sıra arabaya binmeye gelmişti.benim ön tarafa binmem lazım (alışkanlık işte) ama gelin bunu anlatın bizimkine,yok efendim neden yanıma oturmuyon,Allahtan triplere girmedi bu sefer :) ve trafiğin yok olduğu Allahın bir dağında babacım bana o çok sevdiği ve çok değer verdiği Audi A4'ünü bana verdi.
Asuman Direksiyonda :)
walla benim gibi araba kullananı hayatta görmedim,mükemmelmiyim neyim :P :) aaa bide atlamamak lazım o koltuğa okadar yakışmışımki arka koltukta oturan birileride hep beni kesip duruyodu :P arada bide taş mı yoksa kaya mı, ona benzer cisimler fırlatıyolardı :P
ve hızlı şöfer Asuman eşliğinde yazlığa vardık...nasıl desem bilmemki, özendirmek gibi olmasın şimdi...hamak keyfimi desem,salıncakta sallanmak mı desem, İstanbul kavrulurken bizim asmanın altında bizi serinleten rüzgarımı desem, zeytinyağlı dolmalarımı desem, buz gibi karpuzlarımı desem...nedesem bilmemki :)
Hadımköyü seyrediyorum gözlerim kapalı...... :)



No comments:
Post a Comment