dünyanın en zor işi kız babası olmakmış!!! belkide doğrudur. yıllarca büyüttüğün,gözünden sakındığın,en ufak bi hastalığı yüzünden içinin yandığı,herzaman gözbebeğin kadar yakınında olan, canından bir parça...Kızın... ve bir gün onu yok saymak.benim değil demek.dil ile söylenirde kalp ne der acaba? eğer canınsa O senin, parçalanmaz mı yüreğin? yanaklardan süzülen gözyaşları düşmezmi yüreğine?.... O kendini herkesin rüyası olan beyaz gelinliğin içinde hayal ederken, revamıdır sol tarafının kanaması? başı dik,yüreğinde mutluluk ve hüzün bir arada kırmızı kuşağının sarılmasını beklerken herşey sarpa sarıyor. bağrışmalar başlıyor,içlerde kalmış sözler kusulmaya başlıyor birer birer, dolmuş mideler boşalıyor yavaş yavaş ve gözler bekliyor sırayı yaşlarını akıtmak için. sonrasında çekip gitmeler alıyor sırayı ve kapılar kapanmadan son sözler dökülüyor zehir misali ağızlardan.
önceleri torun torba sahibi olamadık diyen diller şimdilerde dim dik yokuşlara sürüyorlar yolları.nedeni bilinmez!!! kız evi naz evimidir yoksa kızın çekilmesi gerekli çilesimidir yaşananların anlamı? belkide akması gerekli gözyaşı vardır kıyıda köşede,orda çekeceğine burda çeksin diyolardır.
ne bileyim vardır heralde bir bildikleri????????
26 May, 2007
21 May, 2007
düğün
Parada pulda gözüm yok inan baba
Eloğlu kıyar gülünün fidanına
Olur a dara düşerim, ihtimal
Baba kapıyı kapatma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma
Kınalı gelin uçuyor yuvadan
Günü saati biliyor yaradan
Duvağım, telim, kırmızı kemerim
Dileğim bi kız, bi oğlan
Olur a dara düşerim, ihtimal
Baba kapıyı kapatma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma
Vurun davullar güm be de güm güm
Geçer mi geçer ah sayılı gün
Hem ağlarım hem giderim
Bahtıma ne çıkarsa kabulüm
Olur a dara düşerim, ihtimal
Baba kapıyı kapatma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma
Sezen Aksu
*7 Eylül
26 yıl ilk göz ağrısı olduktan sonra geride mutlu,mutsuz,umutlu,umutsuz,huzurlu,huzursuz birçok kişiyi bırakıp gitmek....umarım herşey gönlünce olur......
18 May, 2007
italya gülümsedi,almanya kucakladı
nedensizlik ve kararsızlıklarla boğuşur haldeyken gittim herkesin gidip görmek istediği ülke İtalya'ya.yani benim için pek bi anlam ifade etmiyodu (hala da etmiyo). daha havaalanına inerken bi soğukluk vardı aramızda,sonrasında kanı kaynamış olmalıki gülümsedi bana bide üstüne göz kırptı! bense sadece anlamsızca bi tebessüm fırlattım o içten gülümsemeye karşılık. tatmin edemedi beni o tarihi mekanları,o eşsiz evleri yada çevre düzenlemesi. tarihiyle boğuştum,yemekleriyle boğuştum,sıkıntıdan içim eridi,gözlerim karardı,başım döndü, içimdeki boşluk dolmadı, tam gülmeyi unutuyorum galiba dediğim anda 6 gün sona erdi. gülümsemenin yerini içten bir sarılış aldı bu sefer.sımsıkı sarılırsın ya bırakmak istemezsin tıpkı öyle.vedalara tahammülü yok gibiydi.gideceksen yine gel der gibiydi.elveda derken bi damla gözyaşı bıraktım ardımda, süzülürken eriyen.ve italya'dan kalkan aracımız alplere doğru yol aldı.bereketiyle karşıladı beni avusturya.her yağmur damlası benim için ayrı ayrı iyi dileklerde bulunuyordu.ve sonrasında almanya!!! çok ön yargılıydım ben almanya'ya karşı.şu benim için hiçbi anlamifade etmeyen ülkelerden biriydi aslında ama kapıdan girer girmez sarmaladı beni.içerleri parıldayan gözleriyle benim bile yüzümü aydınlattı.içtenliğiyle şaşırttı.ne diyeceğimi nasıl davranacağımı bilemedim.haksızmışım onu gördüm.yedirdi,içirdi,eğledirdi.bütün ön yargımı bana ödetti ve ben dönerken veda etmedi. tekrar geleceksin dedi. ağzımı açıp tek kelime bile söyleyemedim sadece içimden geçen tek bişey vardı "umarım"
*ve son olarak veda gecemizde canım Abdullah Amcam benim kendi elleriyle benim için (daha doğrusu dilimden kurtulmak için) çiğ köfte yaptı.bide bir güzel olmuştuki acı acı ohhhhh bide üstüne limon allaaaahhhhh
*geri geldim,mutluyum,huzurluyum,aldığım her haber beni biraz daha sevindirik yapıyor.karpuzumu doya doya yedim şimdide canım dondurma istiyo
*tekrardan hoşgeldim,sefalar getirdim :)
10 May, 2007
italya,venedik,viçenza,panova,almanya,nümberg
başlığı gördünüz!!! neler yumurtlayacağımı tahmin etmenizi istemicem :) buyrun beraberce devam edelim.
yaklaşık üç haftadır italya seyehatinin varlığından bahsediyorum (kafanızı şişiriyorum :( görmemişin teki italya'ya gidiyo işte,sanki daha önce hiç gidilmemiş bi memleketmiş gibi) canım Babacım gereken bütün işlemleri yapmış bende aksine hep sorun çıkardım.cüzdanımı çaldırdım,içindeki kimliğimde haliyle çok saygı değer kişiliğin ellerinde.(ortaokuldan kalma fotografıma bakıyodur şimdi :@ ) neyse sonra yeni bi kimlik çıkardım,sonra 15 dakikalık bi işlem için bir hafta uğraştım (tabi süreç ne kadar uzasa benim yediğim azarlarda o kadar uzuyo) ve sonunda herşey tamamlanınca dün italya konsolosluğunu rahatsız etmeye karar verdik ve çaldık kapısını Babacığımla birlikte. sözde pasaportumu alacaz ama nerde içeri giren çıkmıyo,kuyruktan bahsetmeme gerek varmı bilmiyom (zaten uzun upuzuuuunnnn bi kuyruk tu işte ) veee beklenen o an...__A-SU-MA-NÖZ-DE-MİR__Bi girdimki içeri ne göreyim iki tane bank,bi vezne gibi bir şey, içerde bir sürü dosya ve kafası kendimi görebileceğim kadar parlaklıkta bir bey amca.amca italyan...yanındada bir bey ;) beyimiz çok şık bi görseniz maşallahlık walla, birde italyanca konuşuyorki annesi olsam kabarırda kabarırdım heralde :P neyse içerdeki bey amcanın söylediklerini bize,bizimkileride ona tercüme edecek sözde ama amca beyin benim güzelliğim karşısında nutku tutulup soru sormaktan vazgeçip pasaportu vezneden uzatınca kendimi annesinin yerine koyduğumda kabarmaktan bir hal olduğum beyefendi aptala bağladı birden...kekelemeye başladı...ben sadece gidebilirsiniz dediğini işittim,zaten gülmemek için nasıl sıktıysam kendimi kıpkırmızı kesilmiş bi halde bi an önce hava almak için babamı bırakıp koştura koştura dışarı attım kendimi. Babamda şaşırdı naptın diyo adama göz mü kırptın :) normalde neden gidiyon,napacan,nereye gidiyon gibi sorular soruyolarmış ,babamda bütün yol boyunca onları ezberletti,çocukmuşum gibi tekrar tekrar venedik,viçenza,panova,fuara katılıyoz,standımız var vs.....ve sonunda pasaportum ve ben yeniden biraraya geldik.tabii aramıza birde yeni fotoğrafımla beraber yenilenmiş kimliğimde katıldı.sonra mercana çıktık bana kocaman,benim bile içine sığabileceğim büyüklükte bir valiz,bavul ne deniyosa artık ondan aldık....devamı sıradan bi gün gibi geçti gitti işte :S
*bugun
Babamı yolcu ettik sabahın erken saatlerinde.biçoğunuz horul horul uyuyodunuz. sonra başımın belasının bitmemiş ödevlerine yardım ettim,daha sonra sürücü kursuna gidip banka dekondunu bıraktım,oradan muhtarlığa çıkıp seçimlerde vatandaşlık görevimi yerine getirmek için kendimi kayıt ettirdim bide en fiyakalısından imza şettirdim :) sonracığıma alışveriş yaptım bir güzel,kendime ciciler aldım bir sürü,eve geldiğimde kuzenim beni süper bi kahvaltı sofrasıyla karşıladı (evden çıktığımda herkes uyuduğu için acıkda meraklanmışlar :P ) hoş bir kahvaltı ve sofra muhabbetinden sonra benim hiç sevmediğim ama annemin zoruyla hep yapmak durumunda kaldığım temizlik moduna geçtik.alışverişte hızını alamayan ben öğleden sonra tekrar o moda girdim ve tekrar bütün mağazaların altını üstüne getirdim.tabii yine aldım bişiler...sonrası hepsinden yorucu ve gergindi.ben ütü yapıyom annem yaptıklarımı beğenmiyo,berabercene bağrışıp çağrışıyoz,sonra şunu aldınmı bunu koydunmu.....sonunda valiz doldu tabe bende.......
yarın gidiyorum inş. tabi yataktan kalkıpta uçağa yetişebilirsem.
hepinize italyadan kucak dolusu slm getirecem
kimleri özleyeceğime henüz karar vermiş değilim ayrıca kendimden başkasına hediye almayıda düşünmüyorum.ısrar etmeyin teklifleriniz zaten değerlendirilecek
hepinize saygılar sevgiler
NOT:döndüğümde bıraktığınız gibi bulmasanızda ben herkesi bıraktığım gibi bulmak istiyorum


