bugun liseninde biteceğini fark ettim...4 yıl önce başladığım ve nedense hep bitmesini istediğim ama ayların yılların bütün ömrümü bititridiğini sandığım o beton yığınını sevdiğimi fark ettim bugun.nedendir bilinmez kaybedilince anlaşılır onun bizim için değerli olduğu.17,5 yıllık ömrümün en anlamlı,an güzel ve tabiki en kötü zamanlarını geçirdim o arkasından atıp tuttuğum beton yığınında.elif şafak'ın kitabını okuyorum bu aralar.kitabın kahramanı zaman kavramından nefret ediyor ve zamanı başka şeylerle özdeşleştiriyor (bilmem kaç kere bilmem kimin şarkısını dinleyince şuraya varıyorum vs.).bende sevmem zaman kavramını su gibi değil dahada hızlı aktığı için.neyse yarın olduğunda o insanlardan ayrıldığımda elimde ne kalacak diye düşündüm otobüste kazım koyuncu'nun işte gidiyorum şarkısını 5 kez,yalın'ın yeni albümündeki şarkılarıda 1'er kez dinlerken.belki telefon numaraları,her dakka değiştirdiğim msn adresime ekli bazı arkadaşların adresleri, bir iki fotoğraf, bir iki video ve bir iki küslük...hep uyumlu olduğumu düşünen ben için insanların söyledikleri akıl almaz gibi geliyo ne bilim ben severim ben herkesi,herşeyi,kuşu,böceği,kelebeği,acılarla ve ölümlerle biten hikayeleri...ama sevilmezmişim değerlilerim tarafından.meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan diyor ya şair ve o gemide bende olsaydım sözleri geliyor aklıma peşinden.. geminin arkasından bakıp yas mı tutsam yoksa giden gemide olup kararsızlıkla boğuştuğum hayallerime mi dalsam diye karar veremiyorum ve sanırım fire vermemek istiyorum hayatımdan.neyse gülmsemek azım ve şarkı sözlemek avaz avaz...otobüste 55-60 yşlarında bir teyze ve torunu varsaydığım uşak yanyana otururkene çocuk müzik dinlediği kulaklığın tekini teyzeye uzatınca *-aaaa bu yaşta...elalem güler oğlum*derken ben hafif gülmsemeyle kafamı sağa doğru çevirdiğimde gördüm o afet-i şahaneyi...ve sanırım ayranmı yoksa daha sulu mu bilmem ne olduğunu gönlümün ama yine leyla olmuş bir vaziyetteyim.bundan sonra beylikdüzü otobüslerinden başka otobüse binmemeye karar vermekle beraber şükrübey'den önceki durakta inip bi dolanma kararınıda aldım kendi kendime...belkim bir daha rastlarım şu afet-i şahaneye ( tesadüf değil belki bir tevafuk olur diye :P ) ayrıca yine yolda gelirkene (eve doğru) mutlu sonla biten şeyleri neden sevmediğimi düşünürken masalların her zaman mutlu bitmesi gerektiği kanaatine vardım veeee (çok konuştum biliyom ) gökten üç elma düşürdüm...biri banaaaaa,,,,,biri bir gün gelip hayallerimin kara kapkara prensi olup benliğimi tamamlayabilecek şahsa....diğeride artık kendini yedirecek bi enayi bulur!!!! hiç sevmem bu mevsimde elmayı----elma dediğin ekşi olacak,sert olacak bide tuzlayıp yiyecen""""""oy oy oy oy



4 comments:
bitanemcim sen bu otobüs olaylarını abarttın sanırsam kaçıncı bu bee=))elif şafak'ım benmm biricik sevgilimm söyle senden bşkaaa fln die uzatmicam ama çoook sewiom onuu yaa.. uzattım gerçi.. yarattığı karakterleri sewiom hatta aşık oluom özellikle=) ayrıca sen zaten kmsei takmıosun gülüm devam et böle süpersonik olarak.. soracıımaa, mutlu sonları beraber sewmioruz cicim, hatta mutlu son yazamıyoruz, çok gariptir.. sen kimsei sewme beni sew yeter bu arada=)..heee bide sen elma sevmiosun ya ver bana onları benm sonum mutlu olsun.. söz ben sana karpuz alırım ilk çıktığında =)))
karpuz çıktı bile...Selin bana karpuz alsana...alsana alsana karpuz alsana... napayım yawww doluşuyolar benim bindiğim otobüse biliyorum kasten yapıyolar:P bende haliyle bakıp aşık olıyom :))) ama bir gör yaaa bu sefer son galiba bi görsen sende kapılırsın :))))))))))
ben kesin kapılırım zaten orası kesin =)
Post a Comment