14 December, 2007

acik kapilardan gecmek kolay.......

ne yazsam diye dusunuyorum...sorun sadece yazmak yani ne yazdigim onemli degil..nede olsa benim blogum istedigimi istedigim yere koyarim.
o piti piti karamela sepeti diyesim geliyor yada o gunlere donesim....ardindan 3 kere AAA 3 kere BBB....daha sonra yillar ilerlemeye devam ediyor ve ben birim bos ikim limon sikmaca ücüm sapsak diyorum.ardindan kocaman bi kiz oluyorum.yukler yavas yavas konuluyor omzuma, agirlassamda hissetmemeye calisiyor, kimseyede hissettirmiyorum.oyun oynamaktan evin yolunu bulamaz haldeyken birden kendimi memleket meselelerinin konusuldugu ortamda buluyorum.haberler yazip haberler aliyorum ve sonunda yolunu kaybetmis yolcu gibi bilmedigim ama reenkarnasyon gecirmis gibi daha once bildigim bir yerde buluyorum kendimi. tanidigim yuzler,sicak iliskiler... ama yinede yanlizlik basucumu birakmiyor.farkli dilde farkli kulturde yogrulup yepyeni bir insan mi olucam yoksa babaocaginda kollarini her daim benim icin acik tutan insanlarin yanina basim onumde yenik bir sekildemi donucem.

dualarindan eksik etmeyenlerime............

22 November, 2007

özlediğim fokurtu.......

muhabbetine doyum olmayanlarla muhabbet sabahlara kadar devam eder...ama vakit genelde kısıtlı olur böyle zamanlarda, ve bugun öyle bi gündü benim için. cam içinde fokurdayan suya yaraşır biçimde, onun büyüsünü bozmadan kurduğumuz cümlelerle özetlemeye çalıştık ayrı geçirdiğimiz vakitleri birbirimize...zamanı boşa geçirme konusunda ikimizde gördükki bizden daha iyisi bulunamazmış. dumanaltı olmuş muhabbetimizi arada kesen telefonlarda olsa herşey güzeldi.( aranmakda güzel bişi ayrıca, ya telefon hiç çalmasa ) hele muhabbeti kırk yıl hatrı sayılır bir türk kahvesiyle şenlendirmek ayrı güzellikteydi.
herkese tavsiye edebileceğim nadir yerlerden birisidir çorlulu ali paşa...bol köpüklü türk kahvesi ve muhabbeti en koyu kıvama sokan fokurtu......

20 November, 2007

vakit tamam

İşte gidiyorum
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum................

söyleyecek söz kalmadı sanırım.kelimeler tükendiğinde, umut her yeni güne başlarken biraz daha azaldığında,gösterir güneş yüzünü. işte öyle bir vakitte, ayaz tutmuş havaya inat gösterdi yüzünü bir kez daha.

10 November, 2007

_Vermek istemeseydi istemeyi öğretmezdi_

"Sesime cevap veren sensin, yakarışıma ses veren sensin, çağrıma karşılık veren sensin, dileklerimi önemseyen sensin, dualarımı işiten sensin…
Yokluğum en güzel duamdır; varlığımı sana dua eyle. Suskunluğum en keskin sözümdür; sözümü sana dair eyle. Kırık kalbim en iyi yanım; kalbimi sana yar eyle…”

*************
"İşte! Karşılık bulacaksın… Çal kapıyı, usanma! Açılmak içindir kapılar. Yer olmasaydı orada sana, önüne duvarlar çıkardı. Vermek istemeseydi istemeyi öğretmezdi. Mademki ihtiyacın var, çalacaksın öyleyse, en büyüğünü çal kapıların… Aç ellerini gönünle birlikte, dinleyen rabbindir seni….”
*************

"Sen ki gözlerime görmeyi bahşettin, cemalini görmeyi de yaz bana. Sen ki kalbime sevmeyi lütfettin, sevdiklerinden olmayı da yaz bana. Sen ki yokluğuma var olmayı yakıştırdın, ebedi vuslatını ver bana…”
*************

"Rabbim! Sevgini, seni sevenin sevgisini ve seni sevmeye beni yaklaştıracak olanın sevgisini nasip et bana….”
**************

"Sen ki merhametinle varlığa erdirdin beni, cömertliğin hiçliğe düşmeme izin vermez. Ebedi cennetine buyur et beni… Sen ki gül yapraklarını kokularla bezer, bülbül kokularıyla süsler, şebnemlerle taçlandırırsın, Keremin kalbimin sevdasız kalmasına izin vermez. Ayrılıksız aşklara kavuştur beni…”

03 November, 2007

Dostum'a..... (ayrıca yeni enişteme saygılar.....)

herzaman yanımda olan,her ihtiyacımda sormadan elini uzatan ve benim "ben" duygularım kabardığında bile beni dinleyen tek kişiye......
bazı şeyler için senden karşılık beklediğim için senden özür diliyorum ve kendimden çok utanıyorum :(
ayrıca senin kabul ettiğin kişiye saygı duyar,başımın üstünde yer açarım (pislemediği takdirde bi sorun olmaz)


Vazgeçilmezlerimdensin unutma sakın ...................

ümit

Cenab-ı Hak Hz.Yakub'a sual eyledi...
-Sana Yusuf'u niçin geri verdiğimi biliyor musun?
-''Bilmiyorum Ya Rabbi'' dedi Hz.Yakub
Ve Allah(cc)buyurdu...

ÇÜNKÜ SEN BÜTÜN ÜMİDİNİ BANA BAĞLADIN!

24 October, 2007

Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
Ağlayarak uyanışım
Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
Ağlayışımı.
Orhan Veli



***************************************

bu aralar pekbi gözü yaşlı oldum.sebebi malum aslında ama benim ve etrafımda bulunan kimsenin elinden de birşey gelmiyor işte.
bu kadar mı zor diyorum bazen..................
sonra düşünüp daha vakit var diyorum.
hani hep derler ya zaman herşeyin ilacıdır, çaresidir diye.
bu kez yanılıyorlar ama,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
geçen zaman benden,
geçen zaman ömrümden,
ve geçen zaman çare değil çaresizlik doğuruyor önüme.
geçen zaman daha çok yaralıyor beni.
geçen zaman yarama tuz basan düşman misali.
geçen zaman akan gözyaşıma sebep........................





Helal olsun demekten başka birşey bırakmıyor bize Beşiktaş...
Herkes için hayal olanı inanıp başardılar...
Helal olsun......................

20 October, 2007

Annelere......


Annenize böyle teşekkür ettiniz.

1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı
Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür etiniz
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti
Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz
3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı
Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz
4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu
Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi
Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü
Sokaklarda "GITMIYCEEEEEEEM"diye ağlayarak teşekkür ettiniz
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti
Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz
9 yaşınızdayken size piyano öğretmeni buldu
Notaları bir gün bile çalışmayarak teşekkür ettiniz
10 yaşınızdayken doğum günü partilerinden dans derslerine kadar her yere sizi arabayla goturdu
Arabadan fırlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak teşekkür ettiniz
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya goturdu
"Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi
O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz
15 yaşınızdayken sizi yurtdışında yaz kampına gönderdi
Tek satir mektup yazmayarak teşekkür ettiniz
17 yaşınızdayken erkek arkadaşınızla partiye gitmenize izin verdi
Bir telefon bile etmeden sabaha karşı eve dönerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa goturdu ve eşyalarınızı taşıdı
Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi
"Ben senin gibi olmiycam" diyerek teşekkür ettiniz
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı
Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz
24 yaşınızdayken uzun suredir çıktığınız çocukla tanışmak istedi
"Zamanını ben bilirim" diye tersleyerek teşekkür ettiniz
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi
"Artık bu ilkel yöntemleri bırak"diyerek teşekkür ettiniz
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın dogumgununu hatırlattı
"Anne işim başımdan aşkın"diyerek teşekkür ettiniz
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu
Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek ve ona huzur evi arayarak teşekkür ettiniz
Derken bir gün............ O ÖLDÜ
O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü....
EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN .....
VE ONU HİÇ İNCİTMEYİN


(yazı her ne kadar anonimleşmişsede izni için TargeT'e teşekkürlerimi borç bilirim)

08 October, 2007

bu aralar en sevdiğim sözü paylaşmak istiyorum gelen-gidenle....
"Rabb'im yüreğine göre versin"
evet ne kadar anlamlı bir söz değilmi? yüreğin ne kadar temizse,yüreğin ne kadar iyilikle doluysa okadar iyilik ve yüreğinden nedenli kötü şeyler geçiyorsada o kadar kötülük versin sana Allah. bu sözle kimseye ah etmek,ardından bela okumak zorunda kalmazsınız O'nu Allah'a havale etmiş olur ve O'na gelecek cezayı yada mükafatı Allah'a bırakmış olursunuz.umarım sizde benim kadar sevmişsinizdir ;)

Ramazan Ayının en şerefli gecesi olan Kadir Gecesi öncelikle hepimize mübarek olsun.Allah bu gece el açıpda istediğimiz herşeyi bizlere nasip etsin (tabi hayırlısıyla) dualarımız kabul olsun...

05 October, 2007

amanında mor koyun meeeeeler....
amanında mor koyun dağlarda gezeeeer.....

sıkıntıdan kendimi çayıra çimene vermişken bir mor koyunla karşılaştım dağlarda. O otlarken,ben ise o bilindik karadenizde gemilerim batmış halim ile O'nu seyre dalmış, bu mübarek ayın pekde verimli geçmediğini düşünüyorum. davulcuların uzaktan hoş gelen sesleriyle kalkmıyorum sahura, Ramazan-ı Şerif'in geldiğimi müjdeleyen mahyaları görmüyorum camii minarelerini süslerken yada o eşsiz iftar sofralarını paylaşmıyorum geldiğinde bereketiyle gelen misafirlerle....etrafımda olan biteni yermek değil amacım çünkü bu mübarek ayı bende içimden geldiği gibi geçiremiyorum. beşe beş katıp, her vakti farklı bir camiide huşu içinde namaz kılmıyorum. elimde Kur'an-ı Kerim'le sabahlara kadar oturup ibadet etmiyorum. tuttuğum orucun bile kabul olup olmadığını bilmiyorum. yapmam gerekenleri bile noksan yaparken (nefsim yüzünden) yinede O'ndan birşeyler istemekten vazgeçmiyorum. Allah'ım n'olur böyle olsun, n'olur şöyle olsun.... ne olursa olsun hata yaptıktan sonra anne kucağına gidip huzur bulurcasına sırtını yüce bir yaratıcıya yaslamak ve acizliğini kabul edip ondan yardım dilemek kadar güzel bir şey olamaz heralde.



hepinize hayırlı ramazanlar...
vaktimizi boşa harcamayalım çünkü bu mübarek ayın bize tekrar nasip olup olmayacağını bilmiyoruz ;)


09 August, 2007

dinleyelim,eskileri yad edelim :)

eminimki herkesin kendinden bir parçada olsa birşeyler bulduğu, Füsün Önal'ın söylemiş olduğu ve şimdi de bir dizi vasıtasıyla kulağıma fısıldanan ve hergün hiç bıkmadan dinlediğim şarkılardır "Senden Başka" ve "Oh Olsun"...bende blogumdada yer alsın,sizinlede paylaşayım istedim.bana sorarsanız sadece okumakla kalmayın,(belki kötü bir tavsiye ama biliyorumki hepimiz böyle yapıyoruz) hemen indirin ve dinlemeye başlayın.biliyorumki pişman olmayacaksınız ;)

_SeNDeN BaŞKa_

Benden sorsan ummanlardır derdim
Hani gözlerin var ya
Bülbülleri susturup dinlerdim
Tatlı sözlerin var ya
Katmer katmer gül açar gönlümde
Hani gülüşün var ya
Daha mutlu olamam ömrümde
Beni öpüşün var ya

Senden başka, senden başka
Gözüm görmez hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Duyamam ben hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Sevemem ben hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Olamam senden başkasıyla

Dizlerim titrer sen görününce
Hani o gelişin var ya
Aklımdan çıkmaz bütün ömrümce
O çapkın gülüşün var ya
Bir ilkbahar yağmuruydu sanki
Ardından güneş doğar ya
Yaktı bir ateş gibi inan ki
O kor dudakların var ya

Senden başka, senden başka
Gözüm görmez hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Duyamam ben hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Sevemem ben hiç kimseyi
Senden başka, senden başka
Olamam senden başkasıyla


_Oh Olsun_

Duydum ki seni terk etmiş oh osun
Yalnız bırakıp gitmiş oh osun
Dizine kapanmışsın
Yalvarıp yakarmışsın
Günlerce ağlamışsın Oh olsun
Oyununa gelmemiş
Sana hiç yüz vermemiş

Sırtını dönüp gitmiş oh olsun
Herkesle dalga geçtin oh olsun
Ektiklerini biçtin oh olsun
Az mı çektirdin bana
Kül oldum yana, yana
Sıra geliyor sana oh olsun
Acımdan zevk alırdın
Gururumla oynardın
Sonunda yaya kaldın oh olsun

Duymaz oldum sesini
Döv bakalım dizini
Ah bir görsem yüzünü oh olsun
Çapkınlığın durulsun
Gözlerine yaş dolsun
Biraz kalbin burulsun oh olsun

beni özlediniz biliyorum :)

ne zamandır yokum ortalıkta...biliyorum hepiniz beni çok özlediniz :P
bende düşündüm taşındım ve bu hasrete son vermeye karar verdim... bu aralar pek bi yoğunum,kafamı kaşıyacak vaktim yok derlerya işte onun tıpkısının aynısı. sayfamı ziyaret edenlerin bi çoğunun bildiği gibi dil kursuna gidiyorum (almanca) onun yanında ehliyet almak içinde kursa gidiyodum (ama elhamdülillah o bitti) haftaya ehliyetimi alıp bende dalacam İstanbul'un arsız sokaklarına.neyse birde bilindiği üzere kuzenlerimizi evlendiriyoruz ve onun yoğunluğunu yaşıyoruz.cuma günü ev temizlemeye cumarteside çeyiz dizmeye gidiyoruz haberiniz olsun.yardım etmek isteyenleri asla geri çevirmeyiz ;)
birde geçen cuma Ağabeyciğimede söz kestik.canım benim nasılda mutlu görünüyordu.tabi sonradan anlıcak evlenmenin, baba ocağını bırakıp gitmenin ne demek olduğunu :)
üniversite tercihlerimide yaptım.biraz meşekkatli oldu ama sonunda oldu. atlamamak gereken bir şey varki; ben hala soru işaretleriyle doluyum. (neyse sizi yormayayım soru işaretlerimle) düğün dernek zor işmiş zor...evlenecek varsa aranızda yada evlenmeyi isteyen otursun kırk kere daha düşünsün...neyse bu konu hakkında bu kadar çok konuşmak bana düşmez sanırım.
ben hakkında konuşulması daha hoş konular açayım sizlere...bugun oruç tutuyorum...çünkü yarın "Mirac" kandili ve ayrıca cuma günü olduğu için yarın oruç tutulmaz yani ya bir gün önceden yada bir gün sonrasından oruç tutmak gerekir. (bilmeyen varsa aranızda öğrensin diye söyledim,yaptığım ibadeti aşikare söylemek değil amacım yani) ve son olarak;
dualarınızda bulunmak dileğiyle,
___MiRaC KaNDiLiNiZ MüBaReK oLSuN___

13 July, 2007

çoktan seçmeli hayat

hepimizin bildiği üzere birçok üniversite adayının sıkıntıdan krizlere girmesine yol açan (ben dahil) ÖSS sonuçları açıklandı. bende 1,5 milyon kişiden payıma düşen puanı aldım ve üniversite aday adaylığından, üniversite adaylığına terfi ettim.
ve teşekkürü hakedenlere, hakettiklerini vermek gerekir, değilmi? ;)
dualarından eksik etmeyen ve uzakta olsa bile yüreklerimiz bir olan Pepül'üme, herşeye rağmen beni yanlız bırakmayan ve kucağını her ihtiyacım olduğunda açan Meryem'ime, zorla çözdürdüğü denemeler için bitanecik Hocam'a ve bu sınavın hayatımın sonu olmadığını her fırsatta dile getirip rahatlamamı sağlayan CANIM BABAM'a....
hayat bana tekrar gülümsedi....bende onun attığı adıma karşılık veriyorum...
umarım aramız bir daha bozulmaz ;)

26 June, 2007

aldım verdim ben seni yenemedim

*Pazar
sabahlara kadar oturmanın sonucu:yataktan kalkamamak
yataktan kalkamayan bizleri,kolumuzdan tutup yataktan atarken pekde mutlu gözüküyolardı canım kuzenlerim... kahvaltı,bulaşıklar ve sonrasında gün boyu oynanan oyunlar. ip atlamalar,voleybol,mendil kapmaca,istop,ortada sıçan....Pepülümle ayrı düştüğümüz oyunda ayrılığa dayanamayan bende yerlere düştüm...mendili kırmızı sanıp boğalar gibi mendile doğru koşarken rakibimin kucağında buldum kendimi,sonrasında mendilin başında hoşbeş ettik acık,tabii ben sıkıldım ve mendili aldığım gibi gerisin geriye giderkene birde baktım yerdeyim,kuş böcek,yıldız... ne varsa onu sayıyom. peşime koşan rakibimde bana acıyo,yazık kız düştü diye. millette beni düşünmüyo hiç.bağırıyolar "ebele ebele" diye...tabi nerden bilsin benim o halde kalkıp bitişe ulaşabileceğimi... ben kendimde bile değilim.kafamı kaldırdım bi baktım bekliyo saf saf...eee fırsat dünyası,fırsatı buldunmu değerlendireceksin.bende öyle yaptım.o aval aval bakınırken etrafa, ben kalktım ve mendili bitişe götürmeyi başardım.

Kazanmak çok güzel birşey yawww :)

haftasonu maceraları.... :P

*Cumartesi
gecenin kör bir vaktinde çalan telefonumu açtığımda kulağımı çınlatan ses yine fondaydı. "yarın buraya gel yoksa ben oraya gelmem" diye çığırıyordu Hayatımın Aşkı.....bizde napalım elimiz mahkum,emir büyük yerden kalktık gittik :) tabii bir sürü iş beni bekliyormuş meğerse,yine sürdüm ellerimi balilere.bizim Hatununda sınavı varmış.O'nu sınava sorularla boğuşmaya gönderirken,bende (çok masum bir şekilde) alışveriş için Fatih'in yolunu tuttum. (laf aramızda çok eğlenceliydi) sıcaktan bunalmış bir vaziyette son mağazalara girip çıkarken bir telefon daha...benimki arıyo!!! çabuk gel sınavdan çıktım...tabii ben tutuştum,"Özlem Abla n'olur gidelim Pepülüm beni kesecek, O'nu bekletmeye gelmez" dedim ama nerdee.bütün mağazaları bitirdikten sonra otobüsümüze binip, Pepülüme kavuştum.Aşkımın sınavı güzel geçmiş ( neden acaba??? ) neyse zor bi hal geldik eve ama birde ne göreyim geçmiş PC'nin başına,Hatun beni aldatıyo,bide gel bak burda kimler var diyo...AFKURRRR!!!!
sonrasında alemin Kralı, Nuri'nin isim babası bizi almaya geldi ama biz kız olarak herzamanki gibi yapılması gerekeni yaparak çok değil 5-10 dakikacık bekleme odasına aldık kendisini.beklenenin altında bir trafik karşıladı bizi.midemizi altüst etme girişimlerinde bulunmaya başladık ama bizdekide maşallah nasıl bir mideyse herşeyi kaldırıyo.çok uğraştık işkembe çorbası ve lahmacun yemekiçin ama kısmet değilmiş napalım..sonunda sağ salim eve vardık.tabi yolculuk daha bitmedi...hazırlandıktan sonra sıra arabaya binmeye gelmişti.benim ön tarafa binmem lazım (alışkanlık işte) ama gelin bunu anlatın bizimkine,yok efendim neden yanıma oturmuyon,Allahtan triplere girmedi bu sefer :) ve trafiğin yok olduğu Allahın bir dağında babacım bana o çok sevdiği ve çok değer verdiği Audi A4'ünü bana verdi.
Asuman Direksiyonda :)
walla benim gibi araba kullananı hayatta görmedim,mükemmelmiyim neyim :P :) aaa bide atlamamak lazım o koltuğa okadar yakışmışımki arka koltukta oturan birileride hep beni kesip duruyodu :P arada bide taş mı yoksa kaya mı, ona benzer cisimler fırlatıyolardı :P
ve hızlı şöfer Asuman eşliğinde yazlığa vardık...nasıl desem bilmemki, özendirmek gibi olmasın şimdi...hamak keyfimi desem,salıncakta sallanmak mı desem, İstanbul kavrulurken bizim asmanın altında bizi serinleten rüzgarımı desem, zeytinyağlı dolmalarımı desem, buz gibi karpuzlarımı desem...nedesem bilmemki :)
Hadımköyü seyrediyorum gözlerim kapalı...... :)

05 June, 2007

bi fotograf çekilebilirmiyiz???!!!...

ay ne güzel şeysin sen
ah gökyüzüm,akşamüstüm
hayranıyım yürüyüşünün
sesinin,bakışının,gülüşünün

ne güzel sözler yaww, bi kızın (yani en azından benim) duymak istediği bütün sözler bu cümlelerde saklı. adam döktürmüş walla...akşamüstüm,gökyüzüm...allaaaaahhhhhh...bende duymak istiyorum sanırım :(

havuzun kenarında
deniz arka fonda
keyif almış bizi
gülmekten ölmekteyiz

işte budur yaff...bizimkiler Caprice'e gidiyolar, tam onlara uygun bu sözler. havuzun kenarında,arkada deniz,el ele-kol kola, keyiften dört hatta beş köşe olmuş bir halde düşünebiliyorum onları.sanırım bir tatili bende hak ediyorum...mümkünse sessiz sakin kimseciklerin olmadığı biryerler olsun....

bu aralar mirkelam dinliyorum (türk sanat müziği dinlemekten fırsat buldukça)
belki O'nun kadar ünlü değilim ama acayip fotojeniğimdir.fotograf çekilebiliriz yani :P ;)

02 June, 2007

neden karşılık beklenirki dünyanın o eşsiz duygularından birini yaşamak için. kıpır kıpırsa için, yüreğin çıkacak gibiyse yerinden, aklımın ucundan bile geçmiyor dediğin anlarda kemiriyorsa beynini O'nun ismi, bastırmaya çalışma sakın hislerini. gönül yaram diyebilmek, ince sızım diyebilmek..... MeCNuN götürülünce Kabe'ye LeYLa'sını unutsun diye, döndü dolaştı dili Yarabbi O'nun sevgisini içimde çoğalt diye.Ferhat gibi sevebilmek,Kerem gibi sevebilmek, Yunus gibi sevebilmek, Tahir gibi sevebilmek işin aslı, Zühre'sini beklemeden...MeVLaSıNa varabilmek....


Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
Yani yürekte.
Mesela bir barikatta dövüşerek
Mesela Kuzey Kutbu na keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu
Ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
Ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahir liğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil..

bütün kızlar toplandık gibi....

AşK HiÇBiR AFeTTeN ÖğüT aLMaZ
_MeVLaNa_

PePüL'üm çok sevmiş bu sözü, söyleye söyleye bize de sevdirdi.

01 June, 2007

hayal(et)

geceyi aydınlatan aya inat yüreğimi aydınlatan gözlerine bakabilmeyi,
kulaklarımı sağır edercesine çınlayan seslerin arasından sesini duyabilmeyi,
benliğimi saran kollarında ısınabilmeyi,
günahmış, sevapmış aldırış etmeden; varlığında kaybolabilmeyi,
içinden taşan varlığımı görebilmeyi,
sevgimin ışıldattığı gözlerine bakabilmeyi,
dermansız kalan dizlerinde yatabilmeyi,
sensiz kabuslar ve senli rüyalardan uyandığımda seni yanımda görebilmeyi,
tutup ellerini...
hiç bırakmadan bir ömür boyu!!!,
ardıma bile bakmadan,sana gelebilmeyi
__HAYAL EDİYORUM__


*hayal kurmasına bile izin verilmeyen, izin verilse bile gardiyanların arasında süreli görüşmeler gibi kısıtlı hayallerde yaşayan, benim için değeri tartışılamayacak kadar özel olana.....madem hasretinim, emin ol hasretimsin ;)
az kaldı az...sayılı gün çabuk geçer, _son 57 gün_

26 May, 2007

dünyanın en zor işi kız babası olmakmış!!! belkide doğrudur. yıllarca büyüttüğün,gözünden sakındığın,en ufak bi hastalığı yüzünden içinin yandığı,herzaman gözbebeğin kadar yakınında olan, canından bir parça...Kızın... ve bir gün onu yok saymak.benim değil demek.dil ile söylenirde kalp ne der acaba? eğer canınsa O senin, parçalanmaz mı yüreğin? yanaklardan süzülen gözyaşları düşmezmi yüreğine?.... O kendini herkesin rüyası olan beyaz gelinliğin içinde hayal ederken, revamıdır sol tarafının kanaması? başı dik,yüreğinde mutluluk ve hüzün bir arada kırmızı kuşağının sarılmasını beklerken herşey sarpa sarıyor. bağrışmalar başlıyor,içlerde kalmış sözler kusulmaya başlıyor birer birer, dolmuş mideler boşalıyor yavaş yavaş ve gözler bekliyor sırayı yaşlarını akıtmak için. sonrasında çekip gitmeler alıyor sırayı ve kapılar kapanmadan son sözler dökülüyor zehir misali ağızlardan.
önceleri torun torba sahibi olamadık diyen diller şimdilerde dim dik yokuşlara sürüyorlar yolları.nedeni bilinmez!!! kız evi naz evimidir yoksa kızın çekilmesi gerekli çilesimidir yaşananların anlamı? belkide akması gerekli gözyaşı vardır kıyıda köşede,orda çekeceğine burda çeksin diyolardır.
ne bileyim vardır heralde bir bildikleri????????

21 May, 2007

düğün

Parada pulda gözüm yok inan baba
Eloğlu kıyar gülünün fidanına
Olur a dara düşerim, ihtimal
Baba kapıyı kapatma

Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma

Kınalı gelin uçuyor yuvadan
Günü saati biliyor yaradan
Duvağım, telim, kırmızı kemerim
Dileğim bi kız, bi oğlan

Olur a dara düşerim, ihtimal
Baba kapıyı kapatma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma

Vurun davullar güm be de güm güm
Geçer mi geçer ah sayılı gün
Hem ağlarım hem giderim
Bahtıma ne çıkarsa kabulüm

Olur a dara düşerim, ihtimal
Baba kapıyı kapatma
Olur a dara düşerim, ihtimal
Gülüne su ver unutma

Sezen Aksu

*7 Eylül
26 yıl ilk göz ağrısı olduktan sonra geride mutlu,mutsuz,umutlu,umutsuz,huzurlu,huzursuz birçok kişiyi bırakıp gitmek....umarım herşey gönlünce olur......

18 May, 2007

italya gülümsedi,almanya kucakladı

nedensizlik ve kararsızlıklarla boğuşur haldeyken gittim herkesin gidip görmek istediği ülke İtalya'ya.yani benim için pek bi anlam ifade etmiyodu (hala da etmiyo). daha havaalanına inerken bi soğukluk vardı aramızda,sonrasında kanı kaynamış olmalıki gülümsedi bana bide üstüne göz kırptı! bense sadece anlamsızca bi tebessüm fırlattım o içten gülümsemeye karşılık. tatmin edemedi beni o tarihi mekanları,o eşsiz evleri yada çevre düzenlemesi. tarihiyle boğuştum,yemekleriyle boğuştum,sıkıntıdan içim eridi,gözlerim karardı,başım döndü, içimdeki boşluk dolmadı, tam gülmeyi unutuyorum galiba dediğim anda 6 gün sona erdi. gülümsemenin yerini içten bir sarılış aldı bu sefer.sımsıkı sarılırsın ya bırakmak istemezsin tıpkı öyle.vedalara tahammülü yok gibiydi.gideceksen yine gel der gibiydi.elveda derken bi damla gözyaşı bıraktım ardımda, süzülürken eriyen.ve italya'dan kalkan aracımız alplere doğru yol aldı.bereketiyle karşıladı beni avusturya.her yağmur damlası benim için ayrı ayrı iyi dileklerde bulunuyordu.ve sonrasında almanya!!! çok ön yargılıydım ben almanya'ya karşı.şu benim için hiçbi anlamifade etmeyen ülkelerden biriydi aslında ama kapıdan girer girmez sarmaladı beni.içerleri parıldayan gözleriyle benim bile yüzümü aydınlattı.içtenliğiyle şaşırttı.ne diyeceğimi nasıl davranacağımı bilemedim.haksızmışım onu gördüm.yedirdi,içirdi,eğledirdi.bütün ön yargımı bana ödetti ve ben dönerken veda etmedi. tekrar geleceksin dedi. ağzımı açıp tek kelime bile söyleyemedim sadece içimden geçen tek bişey vardı "umarım"
*ve son olarak veda gecemizde canım Abdullah Amcam benim kendi elleriyle benim için (daha doğrusu dilimden kurtulmak için) çiğ köfte yaptı.bide bir güzel olmuştuki acı acı ohhhhh bide üstüne limon allaaaahhhhh
*geri geldim,mutluyum,huzurluyum,aldığım her haber beni biraz daha sevindirik yapıyor.karpuzumu doya doya yedim şimdide canım dondurma istiyo
*tekrardan hoşgeldim,sefalar getirdim :)

10 May, 2007

italya,venedik,viçenza,panova,almanya,nümberg

başlığı gördünüz!!! neler yumurtlayacağımı tahmin etmenizi istemicem :) buyrun beraberce devam edelim.
yaklaşık üç haftadır italya seyehatinin varlığından bahsediyorum (kafanızı şişiriyorum :( görmemişin teki italya'ya gidiyo işte,sanki daha önce hiç gidilmemiş bi memleketmiş gibi) canım Babacım gereken bütün işlemleri yapmış bende aksine hep sorun çıkardım.cüzdanımı çaldırdım,içindeki kimliğimde haliyle çok saygı değer kişiliğin ellerinde.(ortaokuldan kalma fotografıma bakıyodur şimdi :@ ) neyse sonra yeni bi kimlik çıkardım,sonra 15 dakikalık bi işlem için bir hafta uğraştım (tabi süreç ne kadar uzasa benim yediğim azarlarda o kadar uzuyo) ve sonunda herşey tamamlanınca dün italya konsolosluğunu rahatsız etmeye karar verdik ve çaldık kapısını Babacığımla birlikte. sözde pasaportumu alacaz ama nerde içeri giren çıkmıyo,kuyruktan bahsetmeme gerek varmı bilmiyom (zaten uzun upuzuuuunnnn bi kuyruk tu işte ) veee beklenen o an...__A-SU-MA-NÖZ-DE-MİR__Bi girdimki içeri ne göreyim iki tane bank,bi vezne gibi bir şey, içerde bir sürü dosya ve kafası kendimi görebileceğim kadar parlaklıkta bir bey amca.amca italyan...yanındada bir bey ;) beyimiz çok şık bi görseniz maşallahlık walla, birde italyanca konuşuyorki annesi olsam kabarırda kabarırdım heralde :P neyse içerdeki bey amcanın söylediklerini bize,bizimkileride ona tercüme edecek sözde ama amca beyin benim güzelliğim karşısında nutku tutulup soru sormaktan vazgeçip pasaportu vezneden uzatınca kendimi annesinin yerine koyduğumda kabarmaktan bir hal olduğum beyefendi aptala bağladı birden...kekelemeye başladı...ben sadece gidebilirsiniz dediğini işittim,zaten gülmemek için nasıl sıktıysam kendimi kıpkırmızı kesilmiş bi halde bi an önce hava almak için babamı bırakıp koştura koştura dışarı attım kendimi. Babamda şaşırdı naptın diyo adama göz mü kırptın :) normalde neden gidiyon,napacan,nereye gidiyon gibi sorular soruyolarmış ,babamda bütün yol boyunca onları ezberletti,çocukmuşum gibi tekrar tekrar venedik,viçenza,panova,fuara katılıyoz,standımız var vs.....ve sonunda pasaportum ve ben yeniden biraraya geldik.tabii aramıza birde yeni fotoğrafımla beraber yenilenmiş kimliğimde katıldı.sonra mercana çıktık bana kocaman,benim bile içine sığabileceğim büyüklükte bir valiz,bavul ne deniyosa artık ondan aldık....devamı sıradan bi gün gibi geçti gitti işte :S

*bugun
Babamı yolcu ettik sabahın erken saatlerinde.biçoğunuz horul horul uyuyodunuz. sonra başımın belasının bitmemiş ödevlerine yardım ettim,daha sonra sürücü kursuna gidip banka dekondunu bıraktım,oradan muhtarlığa çıkıp seçimlerde vatandaşlık görevimi yerine getirmek için kendimi kayıt ettirdim bide en fiyakalısından imza şettirdim :) sonracığıma alışveriş yaptım bir güzel,kendime ciciler aldım bir sürü,eve geldiğimde kuzenim beni süper bi kahvaltı sofrasıyla karşıladı (evden çıktığımda herkes uyuduğu için acıkda meraklanmışlar :P ) hoş bir kahvaltı ve sofra muhabbetinden sonra benim hiç sevmediğim ama annemin zoruyla hep yapmak durumunda kaldığım temizlik moduna geçtik.alışverişte hızını alamayan ben öğleden sonra tekrar o moda girdim ve tekrar bütün mağazaların altını üstüne getirdim.tabii yine aldım bişiler...sonrası hepsinden yorucu ve gergindi.ben ütü yapıyom annem yaptıklarımı beğenmiyo,berabercene bağrışıp çağrışıyoz,sonra şunu aldınmı bunu koydunmu.....sonunda valiz doldu tabe bende.......
yarın gidiyorum inş. tabi yataktan kalkıpta uçağa yetişebilirsem.
hepinize italyadan kucak dolusu slm getirecem
kimleri özleyeceğime henüz karar vermiş değilim ayrıca kendimden başkasına hediye almayıda düşünmüyorum.ısrar etmeyin teklifleriniz zaten değerlendirilecek
hepinize saygılar sevgiler
NOT:döndüğümde bıraktığınız gibi bulmasanızda ben herkesi bıraktığım gibi bulmak istiyorum

23 April, 2007

İtalya yolcusu kalmasın:P

*21 NiSaN
Babam bana bir müjde verdi,müjde mi değil mi çözemedim :S
biz yine bir sülale toplantısının ortalarındayken (saat 02 suları) Babacım yine çıkardı ağzından bir bakla.tabi ben kendimden geçmiş bir haldeyken babamın bitirdiği cümleyle beraber neye uğradığımı şaşırmış bir vaziyette(benimle yine dalga geçiyo sanıyorum tabii) kalakaldım elimde bir bardak çayımla beraber .benim için çok önemli olan ama nedense pekde kaale alınmayan konu pasaportunun süresini uzat denilerek sonuca bağlanmışcasına biranda kesildi ve tekrar maziye doğru hızlı bir geçiş yapıldı.evden nasıl kaçılıp TV izlemek için akrabalara gidildiği,askerlik anıları,nişanlar,sözler,nikahlar,çaylık hatıraları havada uçarken, bende ufak bir tebessümle beraber hala hiçbirşey anlamadan çayları tazelemeye devam ederken birde benim çöpçatanlığıma değinilmeden bitmedi tabi sohbet.sonrasında bana haritadan başka bir yer seçmeye karar verdiler (henüz belli değil hala kafa yoruyolar) gecenin devamına ise "düğün tarihini uzatmaya gerek yok" konusu hakimiyetini sürdürdü.

*22 NiSaN
ben hala bir sorun ortaya çıkacak ve gidemeyeceğim için içimde kalmasını istediğim halde malesef çenem yine rahat durmayarak car car öttü. Duy9u'm aradı gecenin ilerlemek üzere olan vakitlerinde hal hatır sormak birazda Gökhan'ı çekiştirmek için.tabi benim rahat durmamakta ısrarcı olan çenem hemen söyleyiverdi.(Duy9u'nun yüzünü cidden görmek isterdim)önce haa iyi gider bi dolaşırsın diye bi cümle geveledi ağzında sonrasında bana dakikalarca gelen ama aslında 3-5 saniyelik bir duraksamadan sonra "neeeeee??" diye bir ses çınladı güzel kulağımda.(sağır olursam Duy9u yüzündendir)"nasıl yani? kim götürüyo?ne zaman gidiyosun?"türünde sorular ardı arkası kesilmeden devam etti.bıraksa cevap verecemde,nerdeeee...neyse anlattım ayrıntılara girmeden.sonrasında Araf'ı okurken mışıl mışıl uyuyuvermişim...(insanlık hali işte)
*23 NiSaN
buyrun bide burdan yakın.ben diyorum resmi tatil kimse çalışmaz diye.sakalım yokki dinlensin sözüm.kalktık sabahın nurunda düştük yollara.uzatacaz o eşsiz pasaportumun süresini sözde ama nerdeee...bi gittikki adam bugun resmi tatil kimse çalışmıyo diyo,(annem hem bana hemde babama sayıyo tabiki) tabii napacaz bizde geri döndük.ayyyy vitrinlere ne güzel şeyler iliştirmişler öyle bittim walla.annemde bugun sağındanmı kalkmış ne beğendiysen alalım dedi ama Ayşegül Ablamsız hayatta alışveriş yapmam.(kız biliyoya herbişeyi) cumartesi büyük gün ama benim o büyük günde giyebileceğim hiçbişeyim yokk :'( bide düğün için haziran sonu diyolar ablam ve Yavuzu bekleyelim diyo gelin hanım ama onun sözüne bakan kim.onunda benim gibi sakalı yokya haliyle dinleyenide az tabii.....
Türk Hava Yollarına Hoşgeldiniz!!!!
Allahım n'olursun gideyim,bi feth edeyim oralarıda LÜTFEEENNNN

19 April, 2007

1,2,3,4 tamaaaammmmmm

ufkumu genişletebilecek birilerini arıyorum!!!evet yanlış okumadınız ufkumun genişlemesine yardımcı olacak birilerini arıyorum.hayallerimi ve sonu olmayan hedeflerimi limitsiz bir hale dönüştürmeye karar verdim bunun için yardımlarınızı bekliyorum.
bu kararı vermemde en önemli etken fincanın dibinde kalan telveler ve günlük fallarım oldu.(can sıkıntısı işte insan bişiler okumak istiyo :P) hedeflerimi büyütmemin zamanı gelmiş,beni uyarmaya çalışıyo tabii bende çok dinlerim yaaa......bildiğiniz üzere bali kokularının arasında,yorucu bir tempoda işe başladım.(acayip kafa yapıyorum)bütün gün derilere bali sürüp,sac tırnaklıkları yapıştırıp,onları kaplayıp, sabah 8:30 ile 16:00 arası lowetürk 16:00 20:00 arası karmaturka dinleyerek günümü geçiriyorum.(ayrıntılara girmiyorum yer kaplamasın diye :) ) bugun baya bi' hastalıklı bir gün oldu,ıhlamur çayı,kış çayı,pastil,çay,acı biberli çorba.....ne varsa içtim bugun.bide tribal enfeksiyon geçirdim üstüne.amcama bozuldum acık.(pazar günü pierre loti'ye gitmişler bensiz.düşünün yaww BENSİZ!!!!)yarın büyük günlerden birini daha yaşıcaz.
1.'si yarın ıslak kek yiyecezzzz :)
2.'si nişan alışverişine çıkıyoruzzz :))
3.'sü banada ciciler alacazzzz:)))
NOT=(haftaya cumartesi günü yapacağımız nişana ben hariç kimse davaetli değildir).
zuhahahhahaha

10 April, 2007



dün yapılan uzun muhabbetten sonra aklıma sokulan ve hala çoookkk istediğim şeyler...!!!
*mısır ekmeği
*lahana yemeği
*yoğurt
oy oy oy

küçük şeyler

önemlilerimi,değerlilerimi yazmam gereken gönderilmeyecek mektuplar kağıdıma (anladın sen :P) sadace beni mutlu eden şeyleri yazdım.yazarken bile gülmsediğimi ve mutlu olduğumu fark ettim.beni mutlu etmek hiçde sanıldığı yada sandığım kadar zor değilmiş.bir demet papatya, bir demlik çay, şöyle 5-10 kiloluk _KARPUUUZZZ_, bir ağaç gölgesi, krem peynir-simit-ÇAY vs... hep böyle küçük şeylermiş beni gülümseten...zaten Üstün Dökmen Bey Amca hep vıcırdıyodu küçük şeyler küçük şeyler diye. adam boşu boşuna demiyomuş.bide bugun otobüs maceralarıma bir yenisini ekledim :/ uyuya kalmışım meğer otobüste,gözümü araladım bi baktım karşımda afeti şahane bir hatun (erkek olmak varmış) sonra bir defa daha bakmaya korktum çünkü korktuğum başıma gelmiş ve ben durağımı 1,5 durak önce kaçırmıştım.neyse allahtan duraklar arasındaki mesafe az, yürüyeyim dedim. yürüdüm ama o az dediğim mesafe bir uzadıki önümde bir ben biliyom bide BEN!!! neyse eve vardım sonunda.üç sınav sonrasında eve gelip üstünü başını çıkarıp şöyle yatağın üzerine yatıp, gerilmek kadar güzel bişey varmı yawww.bak yine küçük bişey ama ben mutluyummm :) :) _MuTLuYuM!!_MuTLuYuM!!_MuTLuYuM!!_

07 April, 2007

GS'm ALINMASIN___

her taraf siyah-beyaz...gerçektende söyledikleri gibi yer siyah gök beyaz___bittim eridim mum gibi söndüm....Beşiktaş...Beşiktaş...ahhh ahhh olan Rize'me oldu. 7'N bitirdin bizi,,,, inş. küme düşmeyiz,yoksa Babam bana hayatta maç yüzü göstermez bende lig tv'yi izler izler dururum her zamn ki gibi.neyse Beşiktaş J.K. bu yıl iki kupayıda alsın canımı,ciğerimi,yüreğimi,böğrümü,hatta midesi kalkarsa bağırsaklarıma kadar herne varsa yiyebilir,yeterki alsın şu iki kupayıda.Allahım bana bak yaaa yakında Kayseri yada Trabzon için dua etmezsem iyidir.tabi GS'm sen ayrısın,bi başkasın,dört odalı şu yüreciğimi dolduran başköşesinde oturabilen yegane varlıksın lütfen bu yazdıklarımdan ötürü gocunma ok.
GS'li doğmuşum napayım kanıma işlemiş yada zamanında işletmişler ama iyi yapmışlar...ölene kadar yanındayım çünkü ben GALATASARAY'lıyıM......

Kartal Gol Gol Gol



sözde işten ayrıldım,yaklaşık 2,5 aylık bir yatış dönemim var diye düşünüyodum,gözlerimi bir açtım birde ne göreyim bali,tutkal,deri,karton,kağıt,özel bir yapıştırıcı (ve dahasını saymaya gücüm yetmez) kokuları arasında kıvranıyorum.salı günü okulda geçirdiğimiz boş bir günün ardından çarşamba gününü kendimi iyi hissettirecek şeylerle geçirmeye karar verdim.__FİLM İZLEDİm__2 tane film,güzellerdi bi de ohhh dedim vaktim boşa gitmemiş neyse ertesi sabah kesin babamla birlikte giderim derkene kendimi amcamın yanında yukarıda saydığım koku ve şeylerin arasında buldum.sabah 7:30 akşam 8:00. tabi kafayı güzel bir şekilde bulmuşum.hatta bugun evde olduğumdan o hoş kokuları koklayamamaktan ötürü kendimi bir tuhaf hissediyom.neyse birde o anlatmakla bitiremeyeceğim iki günün bana getirisi oldu tabi. RİZE maçına gidiyorum,(çaktırmayın BJK tribününde oturacaz çünkü Rize taraftarı BJK taraftarından sonra gidiyo ve maç geç saatte neyse) ve BJK yensin diye dua ediyorum.+ dün GS'm yenildi ve malesef şampiyonluğu rüyasında göreceği bir sezonda şampiyonluğu sadece hayallerimize ittirdi büyük bir itinayla, onun için döktüğüm gözyaşlarını bir ben bilirim,bir elyaftan yapılmış,başını koyduğunda içine gömülen yastığım ve birde herşeyi bilen ve gören...birde tabi maçın ardından o benim meşhuurr amcalarımın bana düzenledikleri merasimi atlamayalı. adam umreye gidiyo uçağa binmeden beni arıyo geçmiş olsun diye.işte amcaya atsan atılmıyo satsan satılmıyo.birde 18'ime girmenin mutluluğuyla gittim bir sürücü kursuna ve kayıt yaptırdım (ohhhhh bende düüüttt düüüütttt yapacam :P ) mayısta dersler başlıyomuş. neyse tekrar dönelim Rize'min maçına......
Kartal Gol Gol Gollll!!!!!!
Kartla Gol Gol Golll!!!!!!!

03 April, 2007

bugun liseninde biteceğini fark ettim...4 yıl önce başladığım ve nedense hep bitmesini istediğim ama ayların yılların bütün ömrümü bititridiğini sandığım o beton yığınını sevdiğimi fark ettim bugun.nedendir bilinmez kaybedilince anlaşılır onun bizim için değerli olduğu.17,5 yıllık ömrümün en anlamlı,an güzel ve tabiki en kötü zamanlarını geçirdim o arkasından atıp tuttuğum beton yığınında.elif şafak'ın kitabını okuyorum bu aralar.kitabın kahramanı zaman kavramından nefret ediyor ve zamanı başka şeylerle özdeşleştiriyor (bilmem kaç kere bilmem kimin şarkısını dinleyince şuraya varıyorum vs.).bende sevmem zaman kavramını su gibi değil dahada hızlı aktığı için.neyse yarın olduğunda o insanlardan ayrıldığımda elimde ne kalacak diye düşündüm otobüste kazım koyuncu'nun işte gidiyorum şarkısını 5 kez,yalın'ın yeni albümündeki şarkılarıda 1'er kez dinlerken.belki telefon numaraları,her dakka değiştirdiğim msn adresime ekli bazı arkadaşların adresleri, bir iki fotoğraf, bir iki video ve bir iki küslük...hep uyumlu olduğumu düşünen ben için insanların söyledikleri akıl almaz gibi geliyo ne bilim ben severim ben herkesi,herşeyi,kuşu,böceği,kelebeği,acılarla ve ölümlerle biten hikayeleri...ama sevilmezmişim değerlilerim tarafından.meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan diyor ya şair ve o gemide bende olsaydım sözleri geliyor aklıma peşinden.. geminin arkasından bakıp yas mı tutsam yoksa giden gemide olup kararsızlıkla boğuştuğum hayallerime mi dalsam diye karar veremiyorum ve sanırım fire vermemek istiyorum hayatımdan.neyse gülmsemek azım ve şarkı sözlemek avaz avaz...otobüste 55-60 yşlarında bir teyze ve torunu varsaydığım uşak yanyana otururkene çocuk müzik dinlediği kulaklığın tekini teyzeye uzatınca *-aaaa bu yaşta...elalem güler oğlum*derken ben hafif gülmsemeyle kafamı sağa doğru çevirdiğimde gördüm o afet-i şahaneyi...ve sanırım ayranmı yoksa daha sulu mu bilmem ne olduğunu gönlümün ama yine leyla olmuş bir vaziyetteyim.bundan sonra beylikdüzü otobüslerinden başka otobüse binmemeye karar vermekle beraber şükrübey'den önceki durakta inip bi dolanma kararınıda aldım kendi kendime...belkim bir daha rastlarım şu afet-i şahaneye ( tesadüf değil belki bir tevafuk olur diye :P ) ayrıca yine yolda gelirkene (eve doğru) mutlu sonla biten şeyleri neden sevmediğimi düşünürken masalların her zaman mutlu bitmesi gerektiği kanaatine vardım veeee (çok konuştum biliyom ) gökten üç elma düşürdüm...biri banaaaaa,,,,,biri bir gün gelip hayallerimin kara kapkara prensi olup benliğimi tamamlayabilecek şahsa....diğeride artık kendini yedirecek bi enayi bulur!!!! hiç sevmem bu mevsimde elmayı----elma dediğin ekşi olacak,sert olacak bide tuzlayıp yiyecen""""""oy oy oy oy

01 April, 2007

300 SPARTALI



hayatımın filmi desem yalan olmaz heralde...hep sinir olurum sonu mutlu biten hikaye,roman,film vs. ne varsa işte ama bu film manyak bişeydi yaww. kurgusundan kostümüne (özellikle kraliçesinin elbiseleri bi harikaydı) herşey mükemmeldi birde sonunda beklediğim şey olmayınca daha da sevdim filmi. Türkler yapmış olsaydı o filmi kesinlikle sonu şöyle olurdu; Kral Leonidas'ın attığı mızrak tanrı-kralı öldürür daha sonrada arkalarında bir tanrının var olmadığını düşünen köle yada asker (her ne haltsa artık) geri çekilirlerdi yada savaşsa bile hepsi kesin ölürdü tabi adi yunanlı Ephialtes'de kesin cezasını bulurdu ama filmi biz yapmadığımız için olaylar böyle gelişmedi Leonidas tanrıkralıöldürmeyi denediysede başarılı olamadı ve sonunda 300 şavaşçısıyla adı herzaman hatırlanack şekilde hayata gözlerini kapadı. beni etkileyen bi başka önemli sahneyse (ve kesinlikle üzülmediğim ama bittiğim an) Leonidas'ın yakın dostu ve oğlunun o melül melül bakışmalarından sonra çocuğun kafasının gitmesi...adam üzüntüsünün oğluna hiç bir zaman en sevdiği oğlunun o olduğunu söyleyememesini söylediğinde ise ben araya girdim ve O'nu teselli ettim. O'na son bakışını hatırlattım ve o bakışla herşeyi anladığını söyledikten sonra gözyaşlarını silip gerçek bir spartalı gibi davrandı ve savaşçıların başına geçti (yawrm benim bea.. :D ) filmin tek acayibime giden ve daha farklı olmasını istediğim sahnesi ise Leonidas'ın tanrıların yanına çıktığında kahinin yaptığı dans. sanki Azra Akın'ın oynadığı reklam filmi çıktı (ciklet reklamı :P ) bian karşıma dedim noluyoz 15 dakkalık arayamı girdik neyse harcadığım iki saatimin ve verdiğimiz 8 YTL'nin (gerçi bu cumartesi beni can dostum güzel insan sırtladı ama neyse) kesinlikle az kaldığı bu filmi görmeniz hayatınıza katacağınız yeni anlam olacaktır (diye düşünüyom).
tabi bunu bir film olarak görün sadece ilerisini irdelemeyin yoksa atalarımıza hakarete kadar inebiliriz :P
veee son olarak ben Leonidas'tan istiyommmm :'( (gerçi babam Konya'ya kız vermiyo Yunanistan'ı duyunca napar bilmiyom :P )

29 March, 2007

BeN BeNiM____

Beyazım Ben...Bütün renkleri içinde barındıran ama hiç biri olmayan.
Çiçeğim Ben...Ayrı ayrı kokuları olan ama hiçbirşey kokmayan.
Meleğim Ben...Kanatları olan ama uçamayan...
Şeytanım Ben...Kötülük nedir bilmesemde kötü diye tanımlanan.
Karanlığım Ben...Karanlık diye bilinen ama herzaman aydınlığın hatırlanmasına yardımcı olan
Değerim Ben...Herkesde var olan ama bastırılmaya çalışılan.
Sevgiyim Ben...Görülmeyen ama herkesin dilinde,gözünde,kalbinde olan.
Saygıyım Ben...Herkesin içine dolmaya çalışan ama genelde istenmeyen.
Gökyüzüyüm Ben...Bütün hayallere sahip çıkan ama hayallerde var olmayan.
Geceyim Ben...Yanlızları,sahipsizleri koynuma alan ama hep yanlız bırakılan.
Gündüzüm Ben...Herkesin yüreğine ferahlık veren ve yanıma aldığım Güneşimle içlerini ısıtan
Ben işte yaa bildiğiniz gibi
Herşey olan ama Hiçbirşeye benzemeyen...

O'nun gelişi İnsanlık ve Kainat için Cenab–ı Hak'ın en büyük lütfu ve en engin ihsanıdır. Kapkaranlık bir dünya üzerine doğan kirlenmiş kalpleri temizleyen adımlarıyla lutfederek geldi dünya denen misafirhaneye...Yaşadığı sürece gönüllerde billur oldu aktı kaneviçe misali merhamet aşk teslimiyet rüzgarlarıyla Allahın lutuf ve ihsanıyla bizleri yamaçları altında gölgelendirdi. Şimdi dahi Onun getirdiği nurlu iklimlerin havasını soluyor selat ve selamlarımızı binler selam ve dualarla Ravzasına hediye ediyoruz....
İşte bütün bu his ve duygular ile Hz. İbrahim'den İsmail'e intikalle gelen ve Abdulmuttalip'ten Abdullah'a geçen bir altın silsile ile dünyamızı şereflendiren Efendimiz Canımız Biriciğimiz Sevgilimizin doğum gününü tüm hissiyat ve rikkatimizle kutlar Yüce Rabbimizden İslam Ümmetine ve sizlere sevdiklerinize hayırlar bereketler getirmesini diler ve dilenirim...


Kirlenmeye yüz tutmuş gönülleri arındıran bu kutlu zamanın Tüm İslam Ümmetinin affedilmesine zemin hazırlamasını Allahtan niyaz ederim...

Dualarınızı eksitmemeniz bu kutlu günde benide hatırlamanız dileği ile...

sessiz çığlık buna deniyo heralde ( .......)

tam ortasındayım dertlerin, rüzgarın,ilkbahırın habercisi kuşların ve yine baharın olmayan ayak seslerini duymamızı sağlayan,kokmayan belki ama insanın içini açan beyazlı pempeli çiçeklerin.sinir oluyom yaaaa...bu kadar güzelliğin keyfini çıkarmama izin vermeyen, aradan sivrilen insanlara sinir oluyorummm ... istemiyorum onları hayatımda yada MaSaLSı dünyamda.ne bu ya gidecem ulan gidecem bıraksana beni delimidir nedir,,, tamam büyüktür el kalkmaz diyoz ama adamı ayar ediyo illa ne olursun beni gel bi patakla en azından bi zılgıt çek diyo...pufffffff :( ahanda geldi bide üstüne slm verdi. slmını alsan bi dert almasan bi dert...küstüm işte oynamıyorum. gidiyorum yada gönderiyorum seni masal alemimden burada en son var olacak kişi artık sensin...yaktım gemileri dönemem asla...açtım kapılarımı defol dışarı...ne yüzsüz bişeysin yaa gitsene sıkıldım diyom alöööö duymuyonmu. ben bıktım sen bıkmadın bu kaprislerimden, çekilir bişey değilim ben yeter ulan yeter................................

28 March, 2007

KarpuZ ve BeN :)




Bu bir aşk öyküsü biraz acıklı :P
Önce alırsın onu,sararsın kollarına,
Yıkarsın...Vaftiz edilmiş bebek gibi arındırısın,
Üzerinde tek bir toz,toprak kalmasına tahammül edemezsin.
Sonra alırsın bıçağı saplarsın böğrüne,
Bır yarık olurki tam karnının ortasında,O'nu baştan başa ayırır sonra
Sonra görürsün içinde barındırdığı güzelliği,
Bal damlıyor gibi akar kan gibi suları,
Bir kaşık yetişir imdada sonra...Ne senin nede O'nun beklemesi yersizdir artık.
Başlarsın tam orta yerinden, o en güzel nimetin tadını almak için deşmeye...
O'nun soğukluğu vurdukça damağına, eşsiz bir tat yayılır her bir yanına...Sanma ki O yara bere içinde kalmış olduğundan acılar içinde kıvranır,O sana bu mutluluğu verdiği için şükretmektedir O'nu yatarata.çünkü O zaten senin için vardır bu dünyada.çünkü O senin ondaki tadı alarak Yüce Yaratıcıya şükretmeni sağlamak için yaratılmıştır....

KarpuZ ve BeN,mükemmel ikili :D
(ben gibi karpuza aşık olup tadına doyamayanlara) :)))

24 March, 2007

__MaSaL__

Geceye açar akşam sefaları.Ölüme benzer güne vedaları.Deli dolu bir macera bir şölen bir düğün.Kadere kısmet narin hayatları.Işığa uçar bütün pervaneler.Ateşe giderken ne şahaneler.Dönerek acıyla aşkla şu alemi.Yana yana rakseder divaneler.Bir varmış bir yokmuş dünya MaSaLmış.Her yolcudan bu handa hoş seda kalmış.Gökten üç elma düşmüş yuvarlanmış.Herkes payına düşen elmayı almış.Sora sora az gidip uz gidip kaf dağına.Gizini arar saadetin dünyalılar.Günaha yakın dururken bir yanları ne kadar hazin hüzünlü sevdalılar....

Sertap Erener'den _MaSaL(sı)LaR_

21 March, 2007

seni seçtim pikachuuuu :P ;)

Kardeş mecburi arkadaş,
Arkadaş seçilmiş kardeştir.

[ Bende seni seçtiimmm, anladın sen anladınnnn ;) ]

20 March, 2007

Annem bana bir bebek aldı saçları sarıydı,gözleri elaydı
bir gün çıktım adaya çiki çiki adaya,çiki çiki adaya [ne demekse artık :) ]
orda bebeğimi kaybettim başladım ağlamaya,başladım ağlamaya...:'(
onu okşar severdim,çiki çiki beslerdim (nasıl besleniyosa artık çiki çiki diye )
yaramazlık yapıca kulağını çekerdim...(kulağımı çekmeleri nasıl bir etki yarattıysa artık
zamanında oyuncak bebeğin kulağını çekiyomuşuz :S :S )

_MaSaLSı_'nın masal zamanlarından esintiler

_Benim Sevdiğim_

Benim sevdiğim,
Dünümde olmayacak belki ama,
Bugünüm olacak,yarınımda olacak.
Benim sevdiğim,
Arkasından baktığım değil
Yanında olup elini tuttuğum olacak
Benim sevdiğim,
Benim olacak!!!
Öncemde var olmadı belki ama,
Sonramda hep benimle olacak
Benim sevdiğim olacak!, sevenim olacak...

18 March, 2007

Bittin!!!

Yokluğunda sevdim seni,
İçimi yalnızca sen doldurdun.
Yalnız gecelerimde sadece sen vardın yanımda,
Ve sen aydınlattın katran karası düşüncelerimi.
Seninle geçirdim en güzel günlerimi,
Hayalde olsa tuttum o güzel ellerini,
Baktım içinde asla olmayacağım kara gözlerine,
Buluştum seninle gizlice köşe başlarında,
Ve yürüdüm sadece seninle yürümek istediğim yerlerde.
En sonunda düştüm bende,
Hayallerimin zirvesine vardığımda…
Merak etmezsin biliyorum ama yinede söylemek istiyorum;
Düşerken içimde sen vardın her zamanki gibi,
Ve düşeceğim yerde yine içime sinsice girmek isteyen sen.
Sonunda gittin…
Yağmurlar yağdırdın yüreğime
Yüreğim dolunca gözlerim girdi araya
Aktı aktı aktı
Gittin ve sonunda yüreğimde de bittin…


(_MaSaLSı_)

SLN'imin ismiyle verilen ilk haberi ;)



Kurtuluşun bilinmeyen fotoğrafları
250 bilinmeyen cephe fotoğrafının derlendiği 'Bir Hürriyet Türküsü' adlı sergi, Taksim Metro İstasyonu'nda açılıyor. Bugün açılacak sergi 21 gün boyunca izlenebilecek. İstanbul Ticaret Odası, kuruluşunun 125. yılı nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle ortaklaşa bir sergi düzenledi. 'Bir Hürriyet Türküsü' isimli "Bilinmeyen Kurtuluş Savaşı ve Cephe Fotoğrafları Sergisi" 18 Mart Pazar günü İstanbul Taksim Metro İstasyonu'nda açılıyor. Sergide Kurtuluş Savaşının bilinmeyen yönlerini anlatan ve hiç görülmemiş fotoğraflar yer alıyor. 250 fotoğrafın sergilendiği "Bir Hürriyet Türküsü" 21 gün boyunca Taksim Metro İstasyonu'nda İstanbul halkıyla buluşacak. 14 Ocak 2007 de açılan ve 50 gün halka açık olan "Sarışın Bir kurt" isimli "Bilinmeyen Atatürk Fotoğrafları Sergisi"nin devamı niteliğinde olan "Bir Hürriyet Türküsü" adlı serginin fotoğrafları, gazeteciyazar Fahri Özdemir'in 3200 fotoğraflık arşivinden seçilerek oluşturuldu. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş "Atatürk'ün bilinmeyen fotoğraflarından oluşan "Sarışın Bir Kurt" sergisi büyük beğeni toplamış ve 50 gün açık kalmıştı. İnanıyorum ki bu sergi de dönemin ruhunu kavramaya yardımcı olacak ve halkımızın beğensini kazanacaktır" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise "Muharebe meydanlarında avuçları kanla dolmuş cansız bedenlere, ayın altında ilerleyen kağnılara, kırık dökük tüfeklere ve daha kim bilir nelere tanıklık etmiş devrin anılarını İstanbul halkıyla paylaşmayı bir borç bildik" diye konuştu.







Selin YANIK / HABER MERKEZİ

( SLN'im hayırlı olsun canım...)

15 March, 2007

KaÇ DeFa?

Ben kaç defa aşık oldum ki,
Kaç defa kötü yaralandım?
Kaç defa ters düştüm gerçeklerimle,
Kaç defa gerçekten sevmiştim?
Kaç defa kandırdım kendimi?
Ben KAÇ'ım?
Kaç defa zorladım inançlarımı?
Kaç defa yoruldum?
Kaç defa öldürdüm kendimi?
Kaç defa öldürüldüm?
Kaç defa seçmek zorunda kaldım?
Kaç defa seçildim?
Kaç defa küfür yedim kendimden?
Kaç defa ben KAÇ'ım dedim?


(Erhan Güleryüz)

ben hiç aşık olmadım!!
ama hep yaralandığımı sandım :S
gerçeklerimden kaçtığım için hiç ters düşmedim gerçeklerimle,
ve hiç sevmedim...
her defasında kendimi kandırdım,
zorlamadan inandım öğretilenlere,
ve hep yorulduğumu sandım...
hep öldürüldüğümü sandım ama,
her defasında kendimi öldürdüğümü hiç düşünmedim!!
hep seçmek zorunda kaldım,
hiç seçilmedim...
ve her defasında içinde bulunduğum hayata da kendimede küfürler yağdırdım....

14 March, 2007

Yokluğunu Biriktiriyorum Artık

geceleri korkutmuyor artık,
yaşartmıyor gözlerimi
verdiğin sözler gelmiyor aklıma
hayaller kurup dalmıyorum uykulara
aldığım nefesin sebebi sen değilmişsin
sen olmadanda alıyormuşum o nefesi
alışkanlığımmışsın vazgeçilmez sandığım
yanılgıya düşmekmişsin sen
yaşamı karartmakmışsın sen
karalar bağlayıp göz açmamakmışsın sen
şimdi yoksun...
hergün bir kenara koyduğum birkaç kuruş gibi
yokluğunu biriktiriyorum artık...
vakti gelince harcamak için.

(_MaSaLSı_)